RSS

Ben'im Yolu'na Hoşgeldiniz. Buradaki yazılar, kendi yazılarım ve başka kaynaklardan edindiğim alıntılar olarak iki bölümden oluşuyor.

Kendime ve yaşama dair farkındalığımı paylaştığım, an be an değişmekte, genişlemekte olan, kendi yarattığı sınırları farkeden, yaşadığı zorlukları ve açılımları paylaşan, zaman zaman kendi öz BEN'liğine kanal olan ve kendisini sürekli yeniden tanıyan bir BEN'in uzantısını bulacaksınız burada.

Yazılarım periyodik bir düzene sahip değil, bazen bir günde birkaç yazı akarken, bazen de burası bir süre kendi sessizliğinde kalıyor.

Yeni bir uygulama başlatarak, Ben'im Yolu Haber Bülteni Üyelik Sistemini devreye soktum. Böylelikle yazılarımı takip eden ve etmek isteyen dostlara e posta listesi oluşturarak yenilikleri ve yeni yazıları ulaştırmak, daha rahat bir seçenek olarak ortaya çıktı.

Bu seçenek ilginizi çekerse, sağ üst tarafta gördüğünüz Haber Bülteni boşluğuna eposta adresinizi girerek, size gelen aktivasyon mailini onaylayıp üyeliğinizi başlatabilirsiniz.

İlgili olduğum konular bağlamında oluşturduğum Ben'im Yolu arama Motoru'ndan faydalanabilirsiniz.

Eski yazılara ulaşmak için Arşiv menüsündeki küçük üçgenlere tıklayınız. Yazılara ilginizi çeken etiket kategorilerinden de ulaşabilirsiniz.

İlham veren ve derinlerde bir yere dokunduğunu hissettiğim Tobias Öykülerini ise derleyerek, içeriklerine göre sınıflandırdım. Yukarıdaki menüden ulaşabilirsiniz.

Okuduklarınız ile ilgili yorumlarınızı "yorum formunu" kullanarak paylaşabilirsiniz.

Yazılarımı içeriklerini değiştirmeksizin alıntı yapmakta serbestsiniz. Ancak kaynak belirtmeyi lütfen unutmayınız.

Hoşça zaman geçirmenizi dilerim.

Sevgiyle

Halil Gül

Farkindalik ve Yeni Bilince Uyanis Calismasi-Guncelleme

Mayıs 21, 2009

 

İnsanMelek

 

24 Mayıs 2009 tarihinde yapacağımızı duyurmuş olduğumuz çalışma,  katılımcıların ve bizlerin değişen şartlarına uygun olarak güncellenip aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

Çalışmamız Halil Gül ve Özlem Yavuz rehberliğinde yapılacaktır. Özlem ve Halil hakkında yogaturkey.com linkine tıklayarak bilgi alabileceğiniz gibi, Halil’in Ben’im Yolu güncesinden de faydalanabilirsiniz.

 

Farkındalık ve Yeni Bilince Uyanış Çalışması’nın tarihleri;

24 / 29 Mayıs 2009 olarak değişmiştir. Program aşağıdaki gibidir.

Çalışma bedeli 650 TL olup, 5 gece konaklama, kahvaltı ve akşam yemekleri, su, molalardaki çay, kahve ve çalışmalar fiyata dahildir.

Katılımcı sayısı sınırlı olup, rezervasyon için bizlere en geç 23 Mayıs Cumartesi akşamına kadar ulaşmanız gerekmektedir.

Çalışmanın içeriği hakkında bilgi almak için lütfen bu linke tıklayınız.

İletişim ve Başvuru için;

Surya Yoga tel.   0252 712 22 87

Seda                      0537 961 85 72

Surya Yoga
Yağhane Pansiyon,
Eski Datça Mah. No. 42
Datça-Muğla

 

Bir Davet

Sabah

Öğlen ve Sonrası

Akşam

     24 May.     Pazar

Datça’ya Varış

Otele Giriş Yemek

25 May. Pazartesi

10:30/12:30
Çalışma

Serbest Yemek,
Sohbet ve Soru Cevap
26 May.
Salı

10:30/12:30
Çalışma

Serbest Yemek,
Sohbet ve Soru Cevap
27 May. Çarşamba Serbest Serbest Yemek, Film Gösterimi ve Sohbet

28 May.
Perşembe

10:30/12:30
Çalışma

Serbest Yemek,
Sohbet ve Soru Cevap
29 May.
Cuma

10:30/12:30
Sohbet-Soru & Cevap

Çalışma
Sonu
s1a

Devamı...

Tek Başına Bir Bütünsün !

Mayıs 19, 2009

 

Yüreklerinde bir huzur vardı. Şu, herşeyini kaybetmiş olanların korkusuzluğu ile doluydular, elde etmesi kolay olmayan, ancak elde ettikten sonra hep süren korkusuzlukla.

Alexandr Solzhenitsyn 

 

Gerçeği arayan birisi iseniz, bir an gelir ve kendi bütünlüğünüzden başka sizi bu yönde destekleyecek bir şeyin var olmadığı anlayışına uyanırsınız. Çok aramış, çok çabalamış, seminerlere gitmiş, enerji çalışmaları yapmış, kitaplar okumuş, meditasyon yapmış olabilirsiniz. Bu çabalar kendinize giden yolda basamak taşları olmuşlardır, ancak yürüdüğünüz yolda esen rüzgar ve ayaklarınıza vuran dalgalar hepsini dağıtıp götürmüşlerdir. Her çözülüm beraberinde bir salıverme sürecini getirmiştir. Sonunda o idrak anı gelir ve gerçekte tek başına olduğunuzu anlarsınız.

 

Gerçek olana uyanmak ve hayatını bu yönde yaşamak arzusu yüreksizlere göre bir iş değildir. Bu arzu sayesinde ortaya çıkan değişimler insanı altüst eder, içini dışına çıkartır ve üzerinde durup destek aldığı sahte zemini çökertir.

 

Korkuyor olmak (sınırlı insan için) kendini özgürlüğüne açmaktan daha güvenlidir. Sınırlı insan bu güven uğruna ağır bir bedel öder ve hepimize aşina olan hayatı deneyimler.

 

Çünkü, üzerinde durduğun zemin dışa bağımlı olarak oluşmuş ilişkiler, sosyal yapılar, duygu düğümleri ve zihinsel şartlanmalar tarafından oluşturulmuştur. Kendini dışa odaklı tanımlara iliştirmişsindir. Bu zemin çökünce ne olur?

 

Tek başınalığına giden yola yelken açarsın. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Yalnızlık hissettiğin duygusal bir dönemden geçersin. Sahte benliğini besleyen bağlar kopmaya başladıkça, seni anlayan, nasıl bir süreçten geçtiğini bilen insan sayısı da azalmaya başlar. Kendi başınalığınla rahat hissetmeye başladığın an, gerçek özüne bağlanmaya başladığın andır.

 

bosluk

 

Öz’ün Tanımsız Bir Sadeliktir 

Tek başınalığın herşeyin merkezidir. Dışarıda medet umacağın bir Tanrı yoktur. Mazeretler, suçlamalar yoktur, kurban bilinci yoktur. O halin özü sadedir, sadeliktir. Gücün sadelikten gelir. Ama o güç dünyevi anlamıyla bilinen egosal bir güç değildir. Merkezinde ve bu sadelikte durabilmek varoluşunun en meydan okuyucu deneyimidir. Özü itibariyle son derece basittir. Öylesine basit ki, O’nu tanımlamanın bir yolu yoktur. Çünkü O tanımsızdır. Peki tanımsız olan şey boşluk mudur? Boşluk dahi bir tanımlamadır. Çünkü boşluğun ne olduğu da size öğretilmiş bir kavramdır. O ancak ne olmadığı tanımlanabilir. Öyle ki, tanımlanabilen herşey O değildir. Ben kimim sorusuna cevaben içinden çıkan tanımlara bak ve hepsinin birer gölge olduğunu gör. Gölgelerin, ışığının önüne koyduğun inanç kalıpların ve düğümlenmiş duygularındır.

 

Buda’ya aydınlanmanın ne olduğu sorulduğu zaman “end of suffering” (acının sonu) cevabını vermiştir. Bunu söylerken O’nun ne olduğunu söylemek yerine, ne olmadığına (acı) işaret etmiştir. Acı sona erdiğinde ne olduğu ancak yaşanarak bilinen bir şeydir. Bireysel, ancak bütüncül bir algı ile ortaya çıkan direkt deneyim ve bu deneyime eşlik eden kendiliğinden bir biliş halidir.

 

Merkezindeyken ve gölgelerinin etkilerinden özgürleşmiş ve onları bütünlüğüne almışsan…ancak o zaman, gölgelerle istediğin şekilde oynayabilirsin. Rüyayı insan bedeninde bir Tanrı olarak bilinçli yaşarsın. Rüyayı yoketmen gerekmiyor. Rüya bir illüzyondur ve ondan uyandığın zaman arkasındaki mükemmel dinamikleri bilirsin. Çünkü onu yaratan Sensin. Rüyayı ondan kurtulmak için yaratmadın. Rüyayı rüya yapan dinamikler, yarattığın düşünsel potansiyelleri bizzat deneyimlemen için oradadır. O senin üzerini özgürce çizeceğin tualindir. Ama bunun için tüm sınırlılık kalıplarını farketmen ve salıvermen gereklidir ve bu da sandığından daha meydan okuyucu olabilir. Çünkü bu ruhsal kavramlar dahi senin için bir ruhsal kaçış malzemesine dönüşebilir.

 

Hayal gücünün de ötesinde, Tanrı’nın tüm nitelikleriyle donanmış olduğunu bilseydin ne yapardın? Tanrı’nın ne olduğuna dair bir tanımlamadan mı yola çıkardın? Veya, tanımsız merkezindeki bütünlüğünün mutlak bilişi ile ihtiyaçsız, korkusuz bir yaşamı arzu ettiğin şekilde mi deneyimlerdin?

 

Bir diğer soru da şudur; Tek başınalığın gerektirdiği cesarete ve kendine güvene sahip misin?

Çünkü bu boyutun yoğun katmanlarından sıyrılırken bunlara ihtiyacın olacak. Ve kendin olduğun, gerçek haline uyandığın için kimse sana madalya takmayacak. Yüksek bir konumda olmayacaksın. Özel olmayacaksın.

 

Gerçek olacaksın.

 

Halil Gül

aryanon.blogspot.com

Devamı...

Farkındalığı Netleştirici Bir Uygulama

Mayıs 04, 2009

 

 

 

 

Bu yazıda sizlerle pratik bir uygulamayı paylaşacağım. Uygulamadaki amaç, farkındalığınızı içe yöneltmek ve ortaya çıkan genişlemiş algıyla kendinize tekrar ve tekrar şu soruyu sormak olacaktır; Ben kimim?

 

Gerçekten de, kimsiniz? Olduğunuz kişiye dair size öğretilmiş olanların, inanç kalıplarının ve gözden geçirilmemiş varsayımların dışında baktığınız zaman gerçekte kimsiniz? Bu farkındalık uygulamasında bu sorunun cevabını doğrudan deneyim ile kendiniz açığa çıkartabilirsiniz.

 

Geçmişten bu yana insanlığa yol gösterenler tarafından söylenegelen bir şey vardır. Size bir çocuğun masumiyeti ve saflığı ile bakmanız söylenmiştir. Aradığınız şeyin ( ki bu kendinizsiniz ) size şah damarınızdan daha yakın olduğu söylenmiştir.

 

Dikkatiniz çoğunlukla ( hemen hemen sürekli olarak ) dışarıya yöneliktir. Dışarısı objelerin, anlamların, tezahür etmiş olan duygu ve inançların dünyasıdır. İnsan bu dünyanın içinde kaybolmuştur. Fakat ironik bir şekilde, O’ndan ne kadar uzakta olduğunu düşünse de gerçek özü her an yanıbaşındadır.

 

Dikkatinizi dış dünyaya yönelttiğiniz zaman gördüğünüz şey objeler, şekiller ve anlamlardır. Gözlemlediğiniz şey ile sizin aranızda bir mesafe vardır. Şimdi uygulamaya başlayalım. Aşağıdaki resimler size rehberlik edebilir.

 

 

Örneğin, parmağımı yönelttiğim alanda şekiller ve renkler görüyorum. Her biri kendime özgü, benim yüklediğim veya bana kollektif bilinç tarafından yüklenmiş anlamlar barındırıyorlar.

 

 

 

Ayağımı görüyorum.

 

 

 

 

Parmağım dizimi işaret ediyor ve gittikçe “algılayan”a yaklaşıyorum.

 

 

 

 

Göğsümü görüyorum. Fiziksel algı çemberim burada daralıyor. Buraya kadar dikkatim dışarıya, objelere yönelikti.

 




Şimdi parmağınızı insanların yüzünüzü gördüğü yere yöneltin.

 

 

 

 

Şimdi ne görüyorsunuz? Parmağınızın işaret ettiği yerde ne var? Şimdi, dikkatinizi dışarıya yönelttiğiniz yere, içe bakmaktasınız. Parmağınız içinizi işaret ediyor. Orada bir şekil, bir hareket, renk veya bir yüz var mı? Bunun hakkında düşünmeyin. Yaşamakta olduğunuz deneyimin algısına odaklanın. Hiçbir şey görmediğiniz yerde ne var? Bu size nasıl hissettiriyor.

 

Parmağımı işaret ettiğim yerde boş, sınırsız, anlam yüklenmemiş, şekilsiz, hareketsiz, şeffaf bir farkındalık alanı ve uyanık bir gözleyen görmekteyim. Bu boşluğun içi aynı zamanda , uzantım olan beden, şekiller, hareket, sesler, duygular, düşünceler ve renkler dünyası ile dolu.

 

Şimdi kendimin merkezinde, herşeyin O’nun içinde olmakta olduğu sınırsız, tanımsız ve kapsayıcı olanı görüyor, hissediyorum. Kendimi bu algının hissi içinde rahat hissettikçe deneyimim derinleşiyor, genişliyor ve netleşiyor. Herşeyi hiçbir şeyin merkezinden görmekteyim. Hem hiçim, hem hepim. Uzantım bedenimle sınırlı kalmıyor. Ayağımı bastığım yer, soluduğum hava, gözümün görebildiği tüm alan Ben’im. İşaret parmağımın gösterdiği yer bir eşik. İç ve dışı ayıran bir kapıyı gösteriyor. O kapıdan geçince iç ve dış BİR oluyor.

 

Deneyin. Sık sık deneyin. Her deneyiminizde daha farklı bir his ve algı ile kendinizi yeniden keşfetme şansına sahip olabilirsiniz. Sizin parmağınızın işaret ettiği yerde ne var? Orada kimi görüyor, hissediyor ve deneyimliyorsunuz?

 

Bu uygulama headless.org sitesinden esinlenerek kendi özgünlüğümde paylaşıma sunulmuştur.

 

Halil Gül

aryanon.blogspot.com

Devamı...

Farkındalık ve Yeni Bilince Uyanış

Nisan 19, 2009

 

 ikinin arasinda

 

Merhaba Dostlar,

Bizler ( Özlem ve ben ) kendi yaşam yolumuzda yaşamış olduğumuz deneyimleri, açılımları, meydan okumaları ve uyanışları çevremizdeki insanlarla çeşitli şekillerde paylaşmaktaydık. Kendimize doğru yürüdüğümüz bu yolda geçmişe, zihinsel yanılsamalara, ve inanç kalıplarına dair birçok bağı saldığımız ve yeni seçimler yaparak içimizdeki yeniyi doğurmakta olduğumuz bir dönem yaşadık. Bu seçimle birlikte ortaya çıkan ilişkilerimizin, işimizin, çevremizin değiştiği süreçte edindiğimiz anlayışları ve süreç esnasında yaşanan içsel ve dışsal meydan okumalardan nasıl farkındalıkla ve kolay yolu seçerek geçilebileceğini insanlarla paylaşmayı seçtik. Sadeliğin, izin vermenin ve koşulsuz kabulün hangi kapıları açtığını, şimdinin tanımsız tazeliğinde an be an yeniden doğuşun ne olduğunu sizlerle farklı bir şekilde paylaşmayı seçtik. Yeni bir çalışma başlattık. Detaylar için bu linke tıklayınız.

 

 

Bu seçimi yaptıktan kısa bir süre sonra doğru kişi ve kaynaklar önümüze çıktı ve şimdi tanıtımını yaptığımız çalışma şekillendi. Bu çalışma insanların arayışına, arayış zincirinin bir başka halkası olarak eklenmemesi niyetiyle ortaya çıktı. Ve bu çalışmaya çekilecek insanların da içsel düzeyde bu seçimi yapmış olduklarını, arayış zincirinin bu halkasının burada ve şimdi sunduğumuz paylaşımla kırılacağını hissettik. Buna bir çalışma demek dahi bize pek uygun gelmiyor. Buradaki birlikteliğimiz spontane bir akışla kendi şeklini kendi belirleyecek şekilde oluşacak. Evet, hakkında konuştuğumuz pek çok şey olacak. Uygulamalar, sohbetler, bilgi aktarımları olacak. Ama nihai noktada size sunacağımız hatırlayışın en sade ifadesi “ Sen de O'sun” olacaktır. Bilinçli ve bilinçsiz düzeyde her an yapmakta olduğunuz seçimlerin farkına varacağınız, kendinizle yeni bir düzeyde, yeni enerji ve yeni siz düzeyinde buluşacağınız bir alan yaratmaya niyet ettik. Bu niyet içimizden gelen bir çağrıydı ve ona kulak verdik, olmasına izin verdik.

 

 

Önünüzdeki Yol Ayrımı ve İki Seçenek

 

Uyanış ve hatırlayış sürecinin meydan okuyucu olabileceğini bizzat kendi deneyimlerimizden biliyoruz. Yaşamın gerçekliği bizleri hem kollektif hem de bireysel düzeyde değişime zorlamakta. Zorlayış kimi varlıklar üzerinde uyandırıcı, hatırlamaya yönelik dürtücü bir etkiye sahip olurken, içlerinde bu sesi duymaya başlayanlar gerçeği sorguluyor ve değişime niyet ediyorlar. Aynı zorlayış kimi varlıklar üzerinde ise, eskiye tutunma, kapanma, korku bazlı bilinçsiz seçimlere yönelme etkisi gösteriyor.

 

 

İşte bu noktada seçimlerimizin farkındalığı önem kazanıyor ve varlık önünde iki seçimin bulunduğu bir yol ayrımına geliyor;

 

  • Kendini bilmek ve yaşamının sorumluluğunu almak mı?

 

  • Kurban bilincine saplanıp dışta olanı (kişileri, sistemi, koşulları vs.) suçlayarak kendi dışında tutunacak (maddi-manevi ) bir dal arayışına girmek mi?

 

Kendini Bilmenin, Uyanışın Yolu 

 

Birinci yol, insan veçhesi için çetin görünen bir yoldur. Kesinlik ve bilinebilirlik taşlarıyla döşenmemiştir. Bu yol ileriye doğru giden bir yol değildir. Doğrusal değil, çok boyutludur. Kuralları kendinin koyduğu ve zihin tarafından bilinemeyecek olan dinamiklerin devreye girdiği bir alandır. Sadeliğin, güvenin, koşulsuz sevginin ve kendinin tüm parçalarını kucakladığın bir oluş halinin alanıdır. Zihnin katı ve dualitik zemininden, kalbin ve sezgilerin rehberliğine geçiştir. Çabanın yerini izin veriş alır.

 

Korkunun, Unutmuşluğun, Çaresizliğin Yolu 

 

İkinci yol, korkunun yoludur. Sürekli aynı yere çıkan bir yoldur. Mesafe katediyormuşsunuz gibi görünür ve görece bir devinim, aktivite vardır, ancak bir atlı karınca gibi olduğunuz yerde dönmekte ve önünüzdeki hedefe bir türlü ulaşamamaktasınızdır. Bu yol yanılsamaların (illüzyonların) hakim olduğu bir gerçeklik boyutudur. Yolun parke taşları korku, güvensizlik, çaresizlik harcı ile yapılmıştır. Burada rüyalar gerçekmiş gibi yaşanır. Bunun nedeni, kendi seçiminin yaratıcı faktörünü göremeyen varlığın, gerçek öz niteliklerini unutmuş olmasıdır. Bu yol çabanın ve acının yoludur.

 

 

Arayışı Bırakmak

 

Arayışın, ister maddi isterse manevi olsun çıkış noktası itibariyle bir ayağı sakattır. Arzulamış olduğun şeye sahip olmadığın inancıyla çıkılan bir yoldur.

Ruhsal arayış yolunda olanlar için ise gerçeklik ikiye bölünmüş gibidir. Ruhsal olan ve olmayan. Bu arayışa ruhsal olanan keşfine yönelik olarak çıkılır ve yol üstünde bir çok durak vardır. Ruhsallığın tanımlandığı çeşitli geleneksel öğretiler ve uygulamalar sürekli olarak yenilenmekte ve çoğalmaktadır. Arayan sayısı arttıkça ruhsal vaatler de çeşitlenmektedir. Ve uygulama ve öğretiler ulaşılması hayal edilen konum ile varlık arasında bir başka tampon oluşturmaktadır. Böylelikle, ruhsal arayış dualitenin pozitif yanılsama ( illüzyon ) kutbunu oluşturur.

 

Oysaki gerçek olan, an be an tüm tanımlama ve uygulamaların ötesinde bir tazelikte doğmaktadır. O tutulacak, ulaşılabilecek bir yerde değildir. Tüm yalınlığı ve tanımsızlığı ile arayışının yaratmış olduğu yanılsamanın hemen dibindedir. Ne kadar uzaklaşsan da o kadar yakınsındır O'na. 

 

Her arayış bir çabayı devreye sokar. Ancak tüm arayışın ve çabanın ulaşacağı nokta seni pes ettiğin bir konuma taşır. Bu teslim oluşa eşlik eden bir farkındalık varsa hakikatin ışığı çeşitli şekillerde kendisini sana hissettirir.

 

İşte bu akış içinde nerede durduğunuzu, şimdiki seçiminizin ne olacağını sorguluyor olabilirsiniz. Nedenler, nasıllar, amalar zihninizde uçuşuyor olabilir.

 

Belki de Birinci yola, kendinize giden yola saptınız ve yeni meydan okumaları anlama ve yeni araçları devreye sokma noktasında içinizde yeni kapıların aralanması eşiğindesinizdir.

 

Bu çalışmada bizlere eşlik etmeyi seçerseniz;

 

Cevapların kendi içinizde olduğunu anlamaya, yaşamınızın ve kendinizin hakimiyetini elinize alıp, kendi değerinizi bilmeye yönelik bir çalışmaya katılmış olacaksınız. Değişim ve dönüşüm sürecinde, eski bilincinize bağlı yapı fiziksel, duygusal ve zihinsel düzeylerde dağılırken bununla nasıl başa çıkacağınıza dair içgörüler edineceksiniz.

Devamı...